Hack, Hacking, Hacker

Hack kelimesinin anlamı günümüzde çok dar kalıplar içine sokulmuştur ve yanlış bir biçimde kullanılmaktadır. Herhangi bir “Hacker kimdir?” yazısında dahi hacker felsefesi yerine, “Hackerlar siyah, beyaz ve gri olarak üçe ayrılır.” cümlesiyle başlayan, sığ bir yazıyla karşılaşırsınız. Bu yazıyı okuduktan sonra gerçek hackerların kim olduğunu ve ne olduğunu bileceksiniz. 🙂

Günümüzde “Hack” kelimesi genellikle kişilere olumsuz şeyleri çağrıştırır. “Hack” kelimesinin olumsuz çağrışımları olsa da gerçek bundan çok daha farklıdır. Hack, bir durumun, herhangi bir cihazın, herhangi bir kuralın vs önceden düşünülenememiş, gözden kaçmış, amaçlanmamış ististai durumlarının fark edilip herhangi bir amaç doğrultusunda kullanılmasıdır. Bunu yapan kişi de hackerdır.

Bilgisayarların yaygınlaşmasından beri hackerlar problemleri yaratıcı yollarla çözmektedirler. “Hack” kelimesinin günümüzdeki anlamıyla ilk olarak nerede kullanıldığının hikayesinden ufakça bahsedelim. 1950’li yıllarda, Tech Model Railroad Kulübündeki MIT öğrencilerine, içeriği çoğunlukla eski telefon ekipmanlarından oluşan bir bağış yapılır. Kulüp üyeleri bu parçalarların bir kısmını amaçları doğrultusunda birleştirip programlayarak, çoklu operatörlerin birbirleriyle haberleşebildiği gelişmiş bir sistem yaparlar ve bunu “hacking” olarak adlandırırlar. Diğer kişiler yazılımlara “şu problemi çözsün yeter” mantığıyla bakarken o kulüpteki kişiler, zaten çözülmüş olan bir probleme çok daha iyi bir yazılım yazarak çok daha gelişmiş bir sistem oluşturabilmişlerdir. Yeni yazılım sayesinde, eskisinden çok daha az donanım kullandığı halde aynı işi gören bir sistem yapmışlardır. Kilit nokta, yeni yazılımdaki zarafettir.

Bu örnekle birlikte insanlar, bilgisayarların sanatsal bir yanı olduğunu görmüştür. İlk hackerlarımız teknik problemlerin sanatsal çözümleri olduğunu bize kanıtlamışlardır ve programlamayı yalnızca bir mühendislik işi olmaktan, sanatsal bir forma sokmuşlardır.

Sanat olarak hacking genellikle yanlış anlaşılmıştır. 1950’li yıllarda, insanlar para kazanmaya odaklanmışken, az sayıda kişi kendini öğrenmeye ve sanatını ilerletmeye odaklamıştır. Hackerlar, bilginin herkese açık ve ücretsiz olduğunu savunup, bu özgürlüğün önünde duran şeylere karşı çıkmışlardır. Kısıtlamalar, kurallar, ayrımcılık gibi çeşitli engellerle karşılaşmışlardır. Resmi olmayan hacker grupları, mezun olmaya odaklanmış öğrenciler ve öğrencileri mezun etmeye odaklanmış eğitim sistemi gibi gelenekselleşmiş şeylerden ziyade elimizdekilerin daha iyisini yapmaya, bilgileri ezberlemekten ziyade onları gerçekten anlayıp kullanmaya odaklanmışlardı. Yaş, cinsiyet, dış görünüş, akademik derece, sosyal statü gibi kriterler bu tür klüplere girebilmek için öncelikli kriter değildi ve bunun nedeni eşitlik değildi, gerçekten öğrenmeye istekli ve bu doğrultuda önceden bir şeylerle uğraşmış kişileri bir araya toplayıp hack sanatını daha ileriye taşıyabilmekti.

Bahsettiğimiz gerçek hackerlar, geleneksel, üniversitelerde öğretilen matematik ve elektroniğin içindeki zerafeti ortaya çıkararak onlara bi bakıma ruh vermişlerdir. Onlar programlamayı, sanatsal bir ifade aracı, bilgisayarları da bu sanatın enstrümanı olarak görmüşlerdir. Bir şeyi parçalayıp incelemek ise onlar için dünyayı daha iyi anlama ve kendilerini tatmin etme yöntemiydi. Modern işletim sistemleri, programlama dilleri, kişisel bilgisayarlar ve günümüzde kullandığımız bir çok farklı teknoloji Richard Stallman, Steve Wozniak, Linus Torvalds gibi hackerlar sayesinde olmuş ve bu günlere gelebilmişlerdir.

Peki teknolojinin gelişimine bu kadar katkıda bulunan iyi hackerlar ile kredi kartı numaralarımızı çalan kötü hackerlar arasındaki ayrımı nasıl yapacağız ? “Cracker” terimi, iyi hackerlar ile kötü hackerları birbirinden ayırmak için, kötü hackerları tanımlamak amacıyla kullanılan bir kelimedir. Hackerlar hacker etiğine bağlı kalırlar, crackerlar ise yasaları çiğneyip kolay yoldan para kazanma peşindedir. (Bkz. Hacker Manifestosu) Genellikle crackerlar bilgi ve beceri bakımından hackerlardan çok daha zayıftır. Crackerler, hackerların yazdığı programları, nasıl çalıştığını bilmeden kullanırlar. Fakat günümüzde çok az sayıda insan bu terimi kullanmaktadır. Günümüzde bu terimin az kullanılmasının sonuncunda medyada ve insanlar arasında, bu kişiler için de hacker kelimesini kullanmak daha kolay gelmektedir.

Bunun yanında günümüzde, hacker kelimesinin yanlış kullanılmasından ziyade hacker faaliyetlerini kısıtlayan yasalar, hacking ruhuna çok daha fazla zarar vermektedir. Mesela, kriptoloji alanında yapılan çalışmaları kısıtlayan yasalar mevcuttur. Bu konuda çok bilinen bir olay olan, Rus bir bilgisayar programcısı Dmitry Sklyarov’un başına şunlar gelmiştir: Sklyarov, bir Adobe yazılımındaki şifrelemeyi kolaylıkla atlatabilen bir program yazmıştı. Bu güvenlik açığı hakkındaki raporlarını, bulgularını diğer insanlarla paylaştıktan sonra FBI onu tutukladı. Günümüzdeki yasalar altında (açık kaynak olamayan) bir programın kodlarını incelemek (yani tersine mühendislik yapmak) bile kanuna aykırıdır.

Biyokimya ve nükleer fizik bilimi insanları öldürmek için kullanılabilir fakat aynı zamanda insanları iyileştiren ilaçlar yapmak için de kullanılabilir. Bilginin kendisi iyi de kötü de değildir, önemli olan onu ne niyetle kullandığımızdır. Aynı şekilde hacking ruhu asla durdurulamaz veya kategorilere ayrılıp “bu iyi bu kötü” denemez. Hacking her zaman bilginin limitlerini zorlamaya devam edip, bizi daha ilerisini keşfetmeye zorlayacaklardır.

Furkan TOKAÇ

1 yorum

Bir yanıt bırakın